22 Nov, 2011 in Politics by

Beraber ve Solo İllüzyonlar

Bookmark this on Hatena Bookmark
Hatena Bookmark - Beraber ve Solo İllüzyonlar
Share on Facebook
Post to Google Buzz
Bookmark this on Yahoo Bookmark
Bookmark this on Livedoor Clip
Share on FriendFeed
Beraber ve Solo İllüzyonlarMarketing Ideas&Management Stuffs

2011, bir bakıma “Arap Baharı” ile özdeşleşen bir yıl: Tunus, Mısır ve Libya derken, Kuzey Afrika’da “Üçte Üç” oldu.

Her üçü için de “Süreci, ABD yönetiyor” tezleri ortalığı kaplamışken…

Biz de ısrarla “Hayır, sahada olan Türkiye’dir!” diyorduk…

Öyle olduğu, bugünlerde çok daha iyi anlaşılıyor.

Hadiseleri, mütemadiyen Amerikan politikaları ekseninde yorumlayanlar…

Son dönemde Türkiye’nin BAĞIMSIZ stratejik kimliğini kazanmış olduğu hakikatinin…

Üzerini örtme çabasındalar…

Beyhudedir!

***

Atlantik’in öte yanından gelen kimi açıklamalar hatta itiraflar, İçimizdeki Amerikan Muhipleri için hiç de iç açıcı değil…

Örneğin, Ebu Garib Skandalı’nı ortaya çıkarmış olan Amerikalı gazeteci Seymour Hersh, geçenlerde “Tunus, Mısır ve Libya’da Türk hakimiyeti başladı” diye konuştu. (Takvim, 30. 10 2011)

***

CIA için, vaktiyle Türkiye ve Ortadoğu’da yirmi yıl çalışmış olan Graham Fuller ise, kendisine yöneltilen…

“Arap dünyasındaki değişimi ABD istemedi mi? Halbuki, Arap Baharı’nın ardında ABD’nin olduğunu düşünenler çok!” şeklindeki soruya şu cevabı veriyordu:

“Hayır, kesinlikle olaylar yanlış algılanıyor.

ABD, gelişmeleri istemeyerek ve gecikerek kabullenmek zorunda kaldı.” (Sabah, 09.11.2011)

***

Bu “İTİRAF”ı not ettikten sonra, Arap Baharı’na devam ediyoruz…

Sırada Suriye var…

“Neo-Con’cu Wolfowitz’in kankası” olarak da bildiğimiz içeriden bir gazeteci, geçen hafta şunları yazdı:

“Yeni dinamiklerin etkisiyle Türkiye adım adım ABD’nin bölgedeki ‘taşeronu’ durumuna kayıyor. Bu sıfat aynen böyle ‘sub-contractor’ olarak Amerikan ve İngiliz basınında kullanılıyor. Suriye, Washington tarafından adeta Türkiye’ye ihale edilmiş halde…”

***

Yani? Amerikan ve İngiliz basınının “Tam yerine denk geldi, dezenformasyon koyduk” şeklindeki işbu icraatına, meslektaşımız “itina ile” eşlik ediyor!

Ankara, Suriye rejimini yola getirme hususunda kararlılığını gösterdikçe…

Hem dışarıdan, hem de içeriden…

“Türkiye’ye verilen rol, ABD’nin bölgedeki taşeronluğudur!” denilerek, gözbağcılık yapılıyor.

Böylelikle, aslında, Ankara’nın son dönemde Washington’dan bağımsızlaştığı hakikatinin üzeri örtülmek isteniyor.

***

2006 baharında ABD, Suriye’yi İŞGAL etmek istediğinde…

Bu süreci, Türkiye “Kapalı kapılar ardında” Washington’a rest çekerek engellemişti.

Türkiye, ABD’nin yönetiminde bir Suriye istemiyordu!

O dönemde Türkiye’ye de gelen ve “ABD, beni üç vakte kadar Suriye’nin yeni lideri yapacak!” diye ortalıkta dolaşan…

Bir “iliştirilmiş lider adayı” vardı, mesela!

***

Suriye’de halkını katleden Beşar Esad rejimi er ya da geç gidecek.

Peki, onun yerine gelmesi muhtemel yönetim hangi ülkeye yakın olacak?

Temeldeki hadise budur…

Dolayısıyla, Türkiye ile ABD’nin…

Suriye’deki muhtemel yeni dönemle ilgili mülahazası bu noktada tamamen ayrışıyor.

***

Bakınız…

Tunus, Mısır, Libya üçlüsü…

Türkiye ile bütünleşmeye niyetli…

ABD ile değil!

Related Blogs

    No related posts.

    No Responses so far | Have Your Say!

    Leave a Feedback

    XHTML: You can use these tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>